Çalışma Hayatına Merhaba

ODTÜ ve Bankacılık Okulu sonrasında, çalışma hayatına atılmak üzere İstanbul’a geldim. Okuldan bir arkadaşımla beraber Kuzguncuk’ta bir ev kiraladık.

İlk görev yerim Ziraat Bankası Kredi Kartları Merkezi oldu. Plastik kart konsepti ülkemizde daha emekleme aşamasındaydı. Aslında bankacılığı ve kredi kart dünyasını sevmiştim.

Ancak Bankacılık Okulunda aldığım The Chartered Insurance Institute eğitimi nedeniyle bir an önce sigortacılık sektörüne girmek istiyordum.

Gazetede Tam Sigorta şirketi tarafından verilen “Yurt dışına eğitime gönderilmek üzere yönetici adayı aranıyor” ilanını görünce hemen başvurumu yaptım ve mülakat sürecinden sonra işe alındım.

Böylelikle, kısa bir Ziraat Bankası deneyiminden sonra, 1992 Mayıs ayında sigorta sektörüne Tam Sigorta ile merhaba dedim.

Münih macerası…..

munichresertifika

İlanda bahsedilen yurt dışı eğitim Munich Re bünyesindeki Alois Alzheimer burs programıydı. 12 ayrı ülkeden 12 ayrı katılımcının, Münih’deki misafirhane tarzında bir evde birlikte yaşadıkları ve Münih Re bünyesinde verilen eğitimlerden oluşan 10 aylık rüya gibi bir program. Son iki ayını da iki ayrı Alman sigorta şirketinde staj olarak planlamışlardı. Üstelik burs paketinde fena sayılmayacak bir cep harçlığı da vardı.

Büyük bir heyecanla 1992 Ekim ayında Münih’e gittim. 24 yaşındaydım ve ilk kez yurt dışına çıkıyordum.

Münih Re burs programı, mesleki açıdan çok önemli bir eğitim fırsatı oldu. CII programından sonra, ikinci kez, Türkiye’de çok az kişiye fırsat olan, çok özel bir eğitim programına katılıyordum.

IMG_20140117_0001

Aynı zamanda,11 ayrı ülkeden ve farklı kültürlerden gelen katılımcılarla birlikte Münih’de yaşamak, mesleki bilginin yanı sıra çok değerli kazanımlar edinmemi sağladı.

İlk 4 ayımızı sadece Almanca öğrenmek üzere bir dil okulunda geçirdik. Sonrasında, Münih Re bünyesinde çok yoğun bir mesleki eğitim programı vardı. Tüm derslerin Almanca olarak yapılması ayrı bir zorluk ve deneyimdi.

10 ay çok çabuk ve keyifli geçti.

Hür Sigorta’ya geçiş….

Ben Almanya’da eğitimdeyken, Tam Sigorta satıldı ve beni bu eğitime gönderen genel müdürümüz tüm ekibiyle beraber grubun diğer şirketi olan Hür Sigorta’ya geçti. Ben de eğitim dönüşü Hür Sigorta’da çalışmaya başladım.

Küçük ölçekli, acente ağırlıklı ve oto sigortacılığı odaklı çalışan bir şirket olan Hür Sigorta’da Genel Müdürüm beni farklı birimlerde görevlendirdi. Bu dönem mesleğin dinamiklerini ve piyasanın işleyişini anlamam açısından çok verimli bir süreç oldu.

Aldığım eğitimlerden gelen bilgi birikimim, çalışkanlığım ve kişiliğimle kısa zamanda şirkette sivrildim.  Müdür, koordinator ve genel müdür yardımcısı unvanlarını aldım. Bana bağlı olarak çalışan ekibin büyük çoğunluğu yaş olarak benden oldukça büyüktü. Hem mesleki hem de yönetsel anlamda çok iyi bir tecrübe kazanmış oldum.

1990’ların ikinci yarısında sektörde çok sayıda yeni sigorta şirketi açılıyordu. Nitelikli personele ihtiyacın yüksek olduğu bir dönemdi. Yoğun bir iş değiştirme furyası vardı. Ben imkanları kısıtlı olmasına rağmen, bana ciddi bir eğitim desteği sağlayan, yeni bir şeyler öğrenme fırsatı bulduğum ve çalışmaktan keyif aldığım şirketimden ayrılmadım. Sektördeki arkadaş çevremde, sektöre başladığı şirkette halen devam eden ender kişilerden birisiydim.

İlk Genel Müdürlük deneyimi….

1999 benim için karmaşık duygularla dolu özel bir yıldı.

Ocak ayında ailemizin yeni üyesi, Yasemin dünyaya geldi.

Ekim ayında babamın kısa bir zaman içerisinde aramızdan ayrılmasına sebep olacak talihsiz hastalığını öğrendik.

Aralık ayında da, Genel Müdürümüz emekli olma kararı aldı ve şirketin genel müdürlüğü bana teklif edildi. Daha 31 yaşındaydım. Babamın hastalığı nedeniyle benim için zor bir dönem olmasına karşılık, büyük bir heyecan, enerji ve istekle görevi kabul ettim.

Önce kurum içerisinde bir kültürel ve organizasyonel değişim sürecini yönettik.

Portföyümüz oto sigortası ağırlıklıydı. Yeni genel müdür olmanın heyecanı ve enerjisiyle, kriz döneminde, zorlu bir rekabet ortamında, kısıtlı kaynak ve sermayeyle, oto sigortasında ve acente ağırlıklı bir yapıyla mücadele etmenin zorlukları beni yıldırmadı.

Ana odağımız oto hasar yönetim olmuştu. Bu alanda yeni arayışlara yöneldik. Max Servis adı altında, ufak bir onarım merkezi açtık ve burayı oto hasarı nasıl onarılır, işin püf noktaları nedir, daha ekonomik ve hızlı onarım için ne yapılabilir gibi konularda bir eğitim merkezi ve laboratuvar gibi kullandık. Türkiye’deki anlaşmalı servis ağını Max Servis üzerinden yönetmeye başladık ve Kasko Max adında sadece bu servis ağında geçerli bir ürün çıkardık.

Bu arada, 2001 krizi patladı ve zorlu koşullarda, çok sayıda banka ve sigorta şirketinin iflas ettiği, kapandığı bir süreçte şirketi sağlıklı bir şekilde ayakta tutmayı başardık.

2004 yılına geldiğimizde, artık benim kişisel hedeflerim, beklentilerim ile şirketin çizgisi arasındaki farklılık ciddi olarak belirginleşti. 12 yıldan sonra, yeni bir arayışa girdim.

TSRSB süreci…

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği bünyesinde yeni yapılanma, kabuk değişikliği dönemiydi. Mart 2004’de Genel Sekreter Yardımcısı olarak Birlik’e geçtim.

Kısa bir süre sonra, kapsamlı bir yeniden yapılanma projesine başladık. Bir danışmanlık şirketiyle birlikte yürüttüğümüz bu projede, sektörün paydaşları, beklentiler, portal  ve istatistik alt yapısı gibi sektörün gündemindeki ana başlıklar üzerinde çalışma fırsatı buldum.

Sektör networkümü genişletmesi, genel resmi görmemi, sektör oyuncularını tanımamı ve yönetim kurulundaki sektöre yön veren yöneticilerle birlikte çalışma fırsatı bulmamı sağlaması açısından çok  faydalı bir dönemdi.

Aynı zamanda, 2005 yılında ailemizin dördüncü üyesi Emre aramıza katıldı.

Birlik deneyimi bana çok şey kazandırdı. 2 yılın sonunda, şirketlerden tekrar işin business tarafına dönmem için teklifler gelmeye başladı. Kanımdaki adrenalin, farklı tecrübeler edinme, yeni maceralar yaşama isteği bu tekliflere sıcak bakmama sebep oldu.


Çocukluk ve Eğitim Yaşamı

Eureko Sigorta Dönemi

Yeni Bir Sayfa – Guy Carpenter

Koç Olma Yolculuğu