Liderin 5 Duyusu

Liderlik kavramını kapsamlı bir şekilde, teorik detaylarıyla, akademik araştırmalarla anlatan bir çok yazı, kitap, eğitim, sunum ile karşılaşmışsınızdır. Amacım onlara bir yenisini eklemek değil.

okanutkueri.com bünyesinde, sade, özgün ve doğal yazılar olmasını arzu ettiğimize göre, lider tanımına da bu bakış açısıyla yaklaşalım istedim.

Bir liderin temel özellikleri nelerdir şeklinde bir soruyla karşılaştığımda, çok teferruata girmeden, “hepimizde mevcut olan 5 duyuyu etkin kullanıyor olmak” şeklinde son derece yalın bir yanıt veriyorum.

rsz_5_duyuBir kere liderin burnu çok hassas koku almalı. Önüne gelen fikri, karsısına çıkan kişiyi hızlı ve doğru koklamalı. Etrafındaki güzel ve kötü kokuyu çabuk hissetmeli.

Sonra, mutlaka gözleri çok iyi görmeli. Hem yakın hem de uzak görüşü net olmalı. Bir taraftan kısa vadeli hedefleri, süreçleri, gelişmeleri iyi gözlemlerken, öte yandan uzun vadeyi, trendleri, geleceği net görmeli.

Aynı zamanda, kulakları iyi duymalı. Etrafındaki seslere kulakları hep açık olmalı. Gelen sesleri berrak duymalı, hemen kavramalı. En önemlisi de, sabırla dinlemesini bilmeli.

Öte yandan, yumuşak, hassas tenli olmalı. Bireylere dokunduğunda içindeki şefkati, sıcaklığı, samimiyeti hissettirebilmeli. Aynı şekilde, karşısındakinden benzer hisleri alabilmeli.

Belki de en önemlisi, dilini çok ama çok iyi kullanmalı. Hem tat alma hem de etkili konuşma için. Lezzetli, doğal, özgün tatlarla, katkı maddeli, bozuk, sentetik tatları hemen ayırt edebilmeli. Konuştuğunda da, niyetini, hikayesini, eleştirisini ve takdirini sade, ama etkili iletebilmeli.

Özetle, bir lider hepimizde mevcut olan 5 duyu organını etkin ve sağlıklı kullanabilmeli. Böylece, hassas kokuları almalı, sesleri berrak duymalı, önünü net görmeli, tatları ayırt etmeli ve şefkatle dokunmalı.

Bu temel duyulara ilave olarak da, etkin bir liderin altıncı duyusu kalbi olmalı.

Sadece akıl, mantık, rakam, plan, hedef vs ile değil, aynı zamanda kalbiyle, duygularıyla, değerleriyle hareket etmeli. Sıcak kalpli, samimi, içten, özgün olmalı. Yani, hormonlu değil organik olmalı iyi bir lider. Ama en başında, bir robot değil insan olmalı.

İçinde bulunduğumuz süreçte, lider kavramının da ciddi bir şekilde değişime uğramakta olduğuna inanıyorum. Artık, liderlik unsurunun bu kadar da abartılmadığı, herkesten farklı bir statü simgesi haline getirilmediği, bir üstün ırk gibi görülmediği yeni bir döneme giriyoruz.

Elbette bu yeni dönemde de, bireylerin takip ettiği, etkilendiği, gönülden bir şekilde birlikte hareket ettiği liderler var ve olmaya devam edecek. Ama onlar geçmişte alıştığımız liderlerden çok daha farklı olacaklar. Aslında etrafınıza dikkatlice bakarsanız, bu değişimin çoktan başladığını göreceksiniz.

Dijital dünya, globalleşme ve sosyal iletişimin damgasını vurduğu bu yeni düzende öne çıkan Facebook, Google, Apple, Amazon, Zappos gibi şirketlerin çalışma iklimine ve liderlerine baktığınızda ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksınız. O alıştığımız kravatlı, takım elbiseli, kapalı odalar arkasında, gösterişli ortamlarda çalışan, ulaşılması zor lider figüründen çok farklı profilleri bulacaksınız.

Organik Liderlik başlıklı yazımda tanımlamaya çalıştığım, hormonsuz, doğal, organik liderler kaçınılmaz bir şekilde önümüzdeki süreçte ön plana çıkacaklar.

Elbette bu değişim, içinde bulunduğumuz toplumsal yapı, kültürel değerler, politik, ekonomik ve sosyal unsurların etkisiyle farklı coğrafyalarda farklı bir ivmeyle kendini gösterecek. Ama artık global bir dünyada yaşadığımıza inanıyorsak, bu değişim dalgasının önüne geçemeyeceğimizi de kabul etmemiz lazım.

Önümüzdeki yazılarda, “Organik Liderlik” kategorisi altında yeni paylaşımlarla, zihinsel atıştırmalıklarla buluşmak üzere….

 

Copyright © 2014 · Okan Utkueri

www.okanutkueri.com  sayfalarında yayınlanan tüm içerik hakları Okan Utkueri’ye aittir.