Olmak ya da olamamak

Üçlemeleri severim ve bir konuyu aktarırken, sunarken, yazarken, konuşurken bol bol kullanırım.

“Bilmek – İstemek – Yapmak” üçlemesi de onlardan birisi.

Bir konuda aksiyona geçmek, uygulamak, başarmak için öncelikle onun hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Ama bilmek yetmiyor, onu istemek gerekiyor. İstemek de yetmiyor, eyleme geçmek, yapmak gerekiyor.

Peki yapmak son nokta mı? Yapınca oluyor muyuz? Yapmanın ötesi yok mu?

***

olmak“Yapmak” ve “Olmak”.

Günlük hayatta birbirine karıştırdığımız ya da arasındaki ayrımı tam fark edemediğimiz iki kavram.

Yapma hali ile olma hali arasında ince gibi görünen ama aslında çok kalın bir çizgi olduğunu, aldığım koçluk eğitimleri esnasında fark ettim.

Daha eğitimin ilk günlerinden itibaren sık sık karşıma şu soru çıktı;

“Esas amaç, koçluk yapmak mı yoksa koç olmak mı?”

Önceleri çok afaki gelen bu soru, git gide daha derin bir anlam kazandı ve iki kavram arasındaki nüans çok daha berrak hale geldi.

Bir yanda, koçluk kavramının teorisini öğrenip, seanslar esnasında yapılan bir aksiyon, iş, eylem olarak ele almak, yani koçluk yapmak.

Diğer yanda ise, bu olguyu, prensiplerini, felsefesini benimseyip, içselleştirip, koçluk yaklaşımını yaşamın geneline yaymayı başarmak, yani koç olmak.

İkisi arasında o kadar fark var ki.

***

Benzer tablo bir çok kavram için de geçerli aslında.

Örneğin, liderlik yapmak mı yoksa lider olmak mı?

Evet, bir projede, süreçte, ekibinize liderlik yapabilirsiniz. Öğrendiğiniz liderlik araçlarını, yöntemlerini uygulayabilirsiniz. Ama “lider olma” haline ulaşmak farklıdır.

Ya da, yazı yazmak mı yoksa yazar olmak mı?

Ara sıra farklı alanlarda yazılar yazabilirsiniz. Ama “yazar olmak” daha derin, daha güçlü bir anlam taşır.

Sanırım “mutlu olmak” kavramının altında yatan gizem de burada saklı.

Yaptığımız, aldığımız, sahip olduğumuz nesneler yardımıyla o anda mutluluk duymak ile yaşamda mutlu olma haline ulaşabilmek arasında o kadar ciddi bir fark var ki.

***

Yapma hali, belirli bir süreyi içerir. Başlangıcı ve sonu olan bir aksiyondur.
Olma hali ise, çok daha geniş bir zaman olgusuna sahiptir, süreklilik arz eder.

Yapma dışa dönüktür, dışarıya odaklıdır.
Olmak ise içe dönüktür, içseldir.

Yapma hali bir hareket, eylem, içerir.
Olmak ise onun sonrasında oluşan bir dinginliği, berraklığı, sakinliği içerir.

Yapmak somut bir kavramdır, ölçümlenebilir, skora yansır.
Olma hali ise soyuttur, elle tutulmaz ve skor tabelasına yansımaz.

Yapmayı dış dünyaya göstermek ve gözlemlemek kolaydır.
Olma hali ise daha çok hissedilir, anlamak için daha derin bir içgörü gerektirir.

Yapmak alın teriyle ilgilidir.
Olmak ise ek olarak akıl teri de gerektirir.

Yapmak bilmekle mümkündür.
Olmak ise bilgelik gerektirir.

***

İçine düştüğümüz yanılgılardan birisi, yapmadan olmaya çalışmak.

Alın teri akıtmadan, akıl terine sahip olunmuyor.

Bigiye sahip olmadan, bilgeliğe ulaşmak mümkün değil.

Yani öncelikle, aksiyona geçmek, çaba göstermek, fikirleri eyleme dönüştürmek gerekiyor.

Sonrasında, yapmanın ötesine geçebilmeyi başarmak gerekiyor. Bunun için de, yaptıklarımızı içselleştirmek, anlamı kavramak, amacı berraklaştırmak gerekiyor.

Genelde enerjimizi, odağımızı eylemlere, aksiyonlara, yapacaklarımıza yönlendiriyoruz.

Oysa hayatta ne yapmak istediğinden ziyade, ne olmak istiyorsun, önce ona karar vermeli.

Bir çok şey yapabilirsiniz, ama esas önemli olan ne olduğunuz.

Yapmak kelimesinin İngilizce karşılığı “doing”, olmak ise  “being”.

İnsan kelimesi İngilizce’de “human being” olarak kullanılıyor. Yani, insanlık bir olma hali.

Ama malesef bazılarımız hala yapma aşamasındalar. Zaman zaman insanlık yapmaya gayret ediyorlar, ama henüz insan olma haline ulaşmış değiller.

William Shakespear’in söylediği gibi, olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu aslında.

 

Copyright © 2015 · Okan Utkueri

www.okanutkueri.com sayfalarında yayınlanan tüm içerik hakları Okan Utkueri’ye aittir.